Avrupalı Raportörlerden Türkiye’ye Ortak ‘Yerel Demokrasi’ Mektubu
Ankara, 28 Nisan 2026 — Avrupa kurumları raportörleri, Türkiye’de yerel demokrasiyi etkileyen konulara ilişkin “insan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğü” vurgusu yapılan ortak bir mektup kaleme aldı. İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’ye hitaben yazılan mektupta “sorunların aşılması için birlikte çalışma” ve “Türkiye’nin demokratik yükümlülüklerini yerine getirmesine daha fazla destek verme” vurguları dikkat çekiyor.
Mektupta, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklu yargılanmasında ikinci yıla girildiği ve Türkiye’de muhalefete bağlı birçok yerel seçilmiş temsilcinin de uzun süredir tutuklu olduğu hatırlatılarak “Mevcut durum, seçmenlerin temsilcilerini özgürce seçme hakkını zedeleyerek genel olarak demokrasiyi zayıflatmaktadır” denildi. Mektupta, bu konulardaki endişelerin Türk yetkililerle yürütülen siyasi diyalog aracılığıyla sistematik olarak dile getirildiği de vurgulandı.
Mektupta Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Türkiye Raportörleri Lord David Blencathra ve Yves Cruchten, Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi’nden Bryony Rudkin, Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Nacho Sanchez Amor ve Avrupa Bölgeler Komitesi Türkiye Çalışma Grubu Başkanı Jelena Drenjanin’in imzaları bulunuyor. Özellikle Avrupa Konseyi ve bağlantılı kurumların Türkiye konusunda Avrupa Parlamentosu’yla ortak girişimde bulunması, örneğine pek rastlanmayan bir durum olarak değerlendiriliyor.
Mektubun imzacılarından Sanchez Amor, şubatta AP oturumunda AB Komisyonu’nun ve AB Konseyi’nin “Türkiye’deki demokratik gerilemeye” karşı sessiz kalarak AB’nin imajına zarar verdiğini söylemişti. AP’nin mayısta yapılacak oylamayla nihai halini alacak Türkiye Raporu taslağında, Türkiye’de yerel demokrasinin kötüye gitmesinden ciddi endişe duyulduğu vurgulanıyor.
Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi de Mart 2025’te, Türkiye’de demokratik olarak seçilmiş belediye başkanları yerine hükümet tarafından atanan kayyumların getirilmesi uygulamasını eleştirmişti. Kongre, İmamoğlu’nun tutuklanmasının siyasi baskı unsurları taşıdığı görüşünde.
Mektupta, “Avrupa Konseyi üyesi ve Avrupa Birliği’nin stratejik ortağı olan Türkiye’nin demokratik taahhütlerini yerine getirmesine daha fazla destek vermeye hazırız” mesajı verildi. İmzacılar, “Süregelen zorlukların üstesinden birlikte gelerek, Türkiye’de demokratik ilke ve değerlerin korunmasında somut ve sürdürülebilir ilerlemeler kaydedilebileceğine” olan inançlarını dile getirdi. Mektubun ortak yazılmış olması, Avrupa kurumlarının kurumsal kimlikleri farklı da olsa aynı çizgide olduklarını göstermesi açısından önemli bulunuyor.
Türkiye ise bu konulardaki eleştirilere katılmıyor. Dışişleri Bakanlığı, AB Komisyonu’nun geçen yılki Türkiye Raporu’na verdiği tepkide “yargı ve temel haklar ile iç siyasi gelişmelere ilişkin taraflı, ön yargılı ve mesnetsiz iddiaları reddediyoruz” ifadelerini kullanmıştı. Türkiye artık detaylı ve uzun tepki verme yaklaşımını değiştirmeye başlarken raporlar genelde “gelişmeleri görmezden gelen”, “objektif olmaktan uzak”, “haksız, temelsiz” olarak değerlendiriliyor. AB yetkilileri ise tepkisizliğin söz konusu olmadığını belirterek “Raporlarımızda bu konulara detaylı şekilde değiniyoruz” tezini öne çıkarıyor.
