Trump-Xi zirvesi kritik eşikte: Ticaret, Tayvan ve İran masada
ABD Başkanı Donald Trump’ın gelecek hafta Pekin’de Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ile gerçekleştireceği görüşme, küresel piyasalarda ve diplomasi çevrelerinde dikkatle takip ediliyor. Ticaret savaşları, Tayvan gerilimi ve İran krizi nedeniyle baskı altındaki ABD-Çin ilişkilerinde zirvenin yön belirleyici olabileceği değerlendiriliyor.
Analistler, büyük çaplı bir uzlaşma beklenmese de tarafların gerilimi kontrollü şekilde yönetmeye çalışacağını düşünüyor.
Trump yaklaşık 10 yıl sonra Çin’e gidiyor
Trump’ın ziyareti, yaklaşık son on yılda Çin’e yapılan ilk ABD başkanlık ziyareti olarak öne çıkıyor.
Zirvenin:
- ticaret anlaşmazlıkları
- teknoloji savaşı
- Tayvan krizi
- İran savaşı
başlıkları etrafında şekillenmesi bekleniyor.
Washington ve Pekin son aylarda ekonomik ve jeopolitik alanlarda art arda sert hamlelerde bulunmuştu.
Ticaret ateşkesi uzatılabilir
Piyasalarda en fazla dikkat çeken başlıklardan biri ticaret görüşmeleri olacak.
ABD ve Çin daha önce:
- kritik ürünlerin ticaretini artıracak
- tedarik zincirlerini koruyacak
yeni bir ticaret mekanizması oluşturma konusunda anlaşmıştı.
Masadaki başlıklar arasında:
- Çin’in ABD’den sığır eti ve kümes hayvanı alımı
- yıllık yaklaşık 25 milyon ton soya fasulyesi ithalatı
- Boeing uçak siparişleri
- Amerikan enerji ürünleri
yer alıyor.
Sektör kaynaklarına göre Çin ile Boeing arasında yüzlerce uçağı kapsayabilecek dev anlaşma görüşmeleri sürüyor.
Çip savaşı zirvenin merkezinde
Teknoloji alanındaki gerilim de görüşmelerin en kritik başlıklarından biri olacak.
Pekin:
- gelişmiş çip ihracatına yönelik ABD kısıtlamalarının gevşetilmesini
- yarı iletken ekipman erişiminin korunmasını
istiyor.
Washington ise:
- nadir toprak elementleri
- kritik mineraller
konusunda Çin’den daha fazla tedarik güvencesi talep ediyor.
Son dönemde iki ülke de karşılıklı ekonomik baskıyı artıran adımlar atmıştı.
İran savaşı gündemin üst sıralarında
ABD yönetiminin Çin’den İran konusunda daha aktif rol talep edeceği belirtiliyor.
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Trump’ın Xi ile:
- İran savaşı
- Hürmüz Boğazı güvenliği
- enerji sevkiyatları
konularını görüşeceğini açıklamıştı.
Washington, Çin’in uluslararası deniz ticaret koridorlarının açık tutulmasına destek vermesini istiyor.
Ancak Pekin yönetimi, İran krizinin temel sorumluluğunun ABD’ye ait olduğunu düşünüyor.
Çin perde arkasında rol oynuyor
Analistlere göre Çin doğrudan ABD çizgisinde hareket etmek istemese de perde arkasında diplomatik temaslarını sürdürüyor.
Pekin’in:
- İran’ı ABD görüşmelerine katılmaya ikna ettiği
- Körfez ülkeleriyle enerji dengelerini korumaya çalıştığı
öne sürülüyor.
İran Dışişleri Bakanı’nın kısa süre önce Pekin’i ziyaret ederek Çinli yetkililere ABD görüşmeleri hakkında bilgi verdiği belirtildi.
Tayvan gerilimi zirvenin en hassas başlığı
Pekin açısından Tayvan konusu hâlâ ABD-Çin ilişkilerindeki en büyük kırmızı çizgi olarak görülüyor.
Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi’nin kısa süre önce ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’ya:
“Washington verdiği sözlere bağlı kalmalı” mesajı verdiği aktarıldı.
Reuters’a göre Çin yönetimi, ABD’nin Tayvan konusundaki resmi söyleminde değişiklik istiyor.
Pekin:
“Tayvan’ın bağımsızlığını desteklemiyoruz”
ifadesi yerine:
“Tayvan’ın bağımsızlığına karşı çıkıyoruz”
şeklinde daha sert bir yaklaşım talep ediyor.
Uzmanlara göre bu söylem değişikliği bile Asya’daki güvenlik dengelerini etkileyebilir.
Küresel piyasalar zirveyi yakından izliyor
Piyasalarda:
- ticaret ateşkesi
- teknoloji ihracat kısıtlamaları
- enerji güvenliği
başlıklarında çıkabilecek sonuçlar yakından takip ediliyor.
Özellikle:
- yarı iletken hisseleri
- savunma şirketleri
- enerji piyasaları
zirveye duyarlı hareket ediyor.
Yatırımcılar, iki ülke arasındaki gerilimin kontrollü yönetilmesini küresel ekonomi açısından kritik görüyor.
Değerlendirme
Trump ile Xi Jinping arasında gerçekleşecek zirve, yalnızca ABD-Çin ilişkileri açısından değil küresel ekonomi ve jeopolitik dengeler açısından da kritik önem taşıyor. Ticaret, çip savaşı, İran krizi ve Tayvan gerilimi gibi başlıklar iki süper güç arasındaki stratejik rekabetin daha da sertleşebileceğine işaret ediyor.
Ancak tarafların ekonomik riskler nedeniyle kontrollü gerilim stratejisini sürdürmeye çalışabileceği değerlendiriliyor.
